Oyun; Eğitim ve Daha Fazlası...

Günümüzde biliniyor ki oyun iyi bir eğitim aracı olabilir. Oyunla öğrenen çocuk mutludur. İnsan doğal olarak sevdiği ve güvende hissettiği zaman daha kolay öğrenir. Oyun başarı kaygısı gibi duyguları azaltır. Tek kaygı oyunu kazanma ve/veya kaybetmedir ki bu da öğrenmeye yönelik gerilimi azalttığı için öğrenilecek ile öğrenen arasında yeni bir köprü kurulmasını sağlar. Böylece kişi kendi öğrenme biçimini hayata geçirme fırsatı bulur. Kişi sevdiği bir işle uğraşarak kendini güvende hisseder ve öğrenim daha kolay gerçekleşir.

Oyun, insanı oyunun kurgusal sürecinde denemeye cesaretlendirir. Çünkü oyun başka bir zaman ve başka bir gerçeklik sağlar. Kovalamaca oyununda biri “ebe” deyip koşmaya başladığında artık kaçan kişinin gerçek hayatta kim olduğunun bir önemi kalmaz, kıyafetinin, yaşama deneyiminin bir anlamı kalmaz. O kaçandır ve tek bir gerçeği vardır “yakalanmamak”. Böylesi bir özgürlük ortamında her şeyi deneyebilir. Başarısız olursa sadece oyunu kaybeder ki bu zaten oynayan herkesin aldığı bir risktir. Yargılanmaz, insanların düşüncelerini önemsemez, kaygılanmaz. Oyunun hazzı ve kendi gerçeği cesaretlendirir yol gösterir. Bu nedenle oyun harika bir öğrenme aracıdır. Bu aracı eğitimde kullanabileceğiniz gibi günlük hayatı kolaylaştırmak için de kullanabilirsiniz.

Çocuğunuz yapması gereken bir şeyi yapmadığında bir oyun başlatmak bütün gerilimleri ortadan kaldırıp yeni kabul edilir bir gerçek sağlayacaktır. Böylece yapması gerekeni yapmama nedenleri ortadan kalkacaktır. Gerilim geçtikten sonra “yapmama nedenleri” sakince konuşulup değerlendirilebilir. Böylece daha derinlikli bir çözüme de ulaşılabilir.

Söz gelimi çocuğunuz odasını toplamıyor. Bunu neden yapması gerektiğini güzelce anlattınız. Onunda yapmamak için bir nedeni var ama bu neden kendisinde saklı ya da sizi ikna etmedi. Çocuğunuzun yaşına uygun bir oyun başlatın. Oyuncak kutusunu elinize alıp “Ben oyuncak taşıma robotuyum nerde benim oyuncaklarım” diyebilirsiniz. “Kırmızı oyuncakları bu kutuya toplayabilir misin?” diyebilirsiniz. “Sen odadan çık ben oyuncakların altına bir şey saklayacağım onu ararken dokunduğun her oyuncağı bu kutuya kaldırmak zorundasın. Bakalım oyuncağı bulana kadar kaç oyuncağın kutuya girecek.” Burada önemli olan sizin bu fikirle eğlenmeniz. Onu kandırmak için değil birlikte eğlenerek sorunu çözmek için oyun oynamanız. Diyelim ki çocuğunuz yolda yürümek istemedi. Yürüyerek oynanacak bir ebelemece başlatabilirsiniz. Evin internet şifresini bir kitaptan sorulacak bir soru yapmak ya da salondan banyoya kaç adımda gidiyorsun gibi basit ama sayma becerisini geliştirici sorularla çocuğunuzun öğrenimine destek olmanız da mümkün. Çarpım tablosunu öğrenirken; kimi çocuk daha kolay ezberler, kimi neden sonuç ilişkisiyle öğrenir. Ama tekrar etmenin sıkıcı gelmesini engellemek için oyun işin içine girince öğrenme yolu önemini yitirir. Kişi kendi stratejisini doğal olarak geliştirir. Oyunsu süreç buna izin verir. Artık tekrar etmek kaygılı ve sıkıcı değildir. Tekrar oyunun gereğidir ve eğlencelidir.

Oyun yeniden düşünme, kaygısız öğrenme ve kendini gerçekleştirme imkanı sunar. Oyunu kullanarak kendiniz ve çocuğunuz için zoru kolay yapmak mümkün.



18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör